Nişanın Bozulması

Medeni Kanun m.114 nişanlanma başlığı altında nişanlılık süreci, Nişanın Bozulması ve hukuki sonuçlarını incelemiştir. “nişanlılık evlenme vaadiyle olur “ cümlesinden anlaşıldığı üzere nişanlanma için sırf evlenme vaadi yeterlidir. Yani hukuki açıdan aile büyüklerinin rızası aranmaz. Ancak yasal temsilci rızası gereklidir.

Nişanın bozulmasının hukuki sonuçlarına geçmeden önce belirtelim ki nişanlanma evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez. Yani nişanlı taraflardan biri nişan bozulduktan sonra vaadin bozulduğu gerekçesiyle karşı tarafı evlenmeye zorlamak amaçlı dava açamaz.

Nişanın Bozulması ve Sonuçları

Nişanlılardan birinin haklı bir sebep olmaksızın nişanın bozulması veya karşı tarafın kusuru olmaksızın nişanın bozulması halinde kusuru olan taraf diğer tarafa maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu maddi tazminat dürüstlük kuralları çerçevesinde tazminat talep edenini evlenme amacıyla yaptığı harcamalar, nişan giderleri, katlandığı maddi fedakarlıklara göre belirlenir. Örneklerle açıklamak gerekirse nişan töreninde ve nişanlılık sürecinde nişanlısına altınlar, hediyeler alan kişinin aldatılması halinde elbette ki hukuk aldatan kişiyi korumayacak ve verilen hediyelerin aynen iadesi, aynen iade mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde bedelin iadesi aldatan eşten talep edilebilecektir. Aksini kabul aldatan eşin yanına kar kalmasına neden olacak, aldatılanın hem maddi hem manevi zarara uğramasına neden olacaktır. Hukuk düzenimiz kusuru olmadığı halde nişanın bozulması durumunda kusursuz tarafın maddi tazminat talep etmesini meşru kılmıştır. Nişanın bozulması halinde tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana babası veya onlar gibi davrana kimselerde yaptıkları harcamalar için tazminat talep edebilirler.

Nişanın bozulması halinde, kusurlu olmayan tarafın kişilik haklarının saldırıya uğraması nedeniyle kusurlu olan taraftan manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Nişanlanma durumunda bireyler tüm hayallerini evlilik, mutlu bir yuva üzerine kurmakta evlenme vaadinin gerçekleşeceği günü beklemektedirler. Nişanlı taraflardan birinin bu beklentiyi hiçbir sebep yokken yerle bir etmesi elbette ki karşı tarafı üzüntüye sokmakta, kişilik haklarına açıkça aykırılık teşkil ettiğinden manevi tazminata mahkum olmasına neden olmaktadır. Ancak bu talep haklarının da elbette süresi vardır ve taraflar istedikleri zaman dava açamazlar. Değerli okuyucuların dava zamanaşımı süresinde dava açmasını ivedilikle öneriyoruz. Toplumumuzda nişanın bozulması halinde elalem ne der kaygısı ile hukuk düzeninin sağladığı haklardan faydalanmama söz konusudur. Ancak maddi kaygılarla olmasa da, kusuru ile nişanın bozulmasına neden olan tarafa dava açmak, kişilik hakları zedelenen kişinin bir nebze de olsa rahatlamasını sağlayacaktır. Sıkça karşılaştığımız davalar göstermektedir ki nişan atma halinde sadece aldatılan kadınlar değil aldatılan erkeklerde aldatan yana karşı dava açmaktadırlar. Nişanın bozulması, sadece aldatma nedeniyle değil birçok nedenle gerçekleşebileceğini hatırlatmakta fayda görmekteyiz.

Bu Yazı İlginizi Çekebilir!  Evlilik İptali Davası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir